Loading...

CEO ve Lider Networking Röportajları - Dr. Zerrin Başer, MCC - Denge Merkezi & Erickson Türkiye CEO

TARİH: 26.2.2018
Ertuğrul Belen: "25 yılın üzerinde bireysel ve kurumsal gelişim alanındasınız. Takım koçluğundan liderliğe uzanan birçok program yönetiyorsunuz. Bu pencereden bakınca sizin için networking ne ifade ediyor?"
CEO ve Lider Networking Röportajları - Dr. Zerrin Başer, MCC - Denge Merkezi & Erickson Türkiye CEO.

Zerrin Başer: "Networking benim için aynı insan beyni ve nöronlar gibidir. Beyin sınırsız sayıda nöron ağı oluşturma potansiyeline sahiptir. Bu da inanılmaz sayıda bağlantı demektir. İnsan doğayı modelliyor. Networking de buradan geliyor. Az önce sohbet ettiğimiz Blockchain teknolojisi bile insanın doğasındaki bir ihtiyacı yansıtıyor.

İnsanların, İNSAN potansiyellerini ortaya koyabilmeleri için birbirleriyle oluşturdukları etkileşimi kullanabilmeleri gerekiyor. Her etkileşimde, insanın kendisine, karşısındakine ve insanlığa eş zamanlı dokunan çok boyutlu bir teması gerçekleşiyor. İşte, networking tam olarak budur."

Ertuğrul Belen: "Koçlukta networking’in önemi nedir?"

Zerrin Başer: "Profesyonel koç olmak isteyip, bu eğitimi alanları ele alalım. Sürece, bir grupla eğitim alarak başlıyorlar. Tüm gruplar kendi aralarında lise ve üniversitede olduğu gibi yakın bir network oluşturuyorlar. Bu etkileşim, güçlü bir başlangıca sebep oluyor.

Koçluk öyle bir meslektir ki, teknik bilgi, pratik süresi, süreç takibi gibi yetkinliklerin yanı sıra, kişinin kendini geliştirip zenginleştirmesi de gerekir.

Bu süreçte yeni insanlarla tanışmak önemlidir. Çünkü, her insan bir kitaptır. Onun getirdiği bir bilgi, sizin de hayatınızda yepyeni bir yorumlamayla bambaşka bir değere ulaşabilir.

Çalışmalarım sırasında yöneticilerde zirve yalnızlığının çok sık olduğunu fark ediyorum. Geçenlerde bir ön görüşmeye gittim. Normalde yarım saat sürecek görüşme, holding yöneticisinin isteğiyle üç saat sürdü. Şunu fark ettim: zirvedeki duyguları anlayabilmek için bir koçun kendi iç dünyasında zengin olması gerekiyor.

İnsan bulunduğu noktada, matematiksel olarak geçmişte yaşadığı her şeyin vektörel bir bileşkesidir. Geçmişin izdüşümüyüz. Yani, karşılaştığımız herkesle ve o anlarla ilgili geçmiş dosyaları ve kapıları açarız. Aslında, muazzam bir zenginlikten bahsediyoruz.

Koçluk, ağızdan ağıza yayılan bir meslektir. Gazeteye reklam vermek bilinirliğinizi artırır. Ancak sadece bu sebeple sizden koçluk alırlar mı? Hayır!

Konu yine etkileşime geliyor. Sizi tanıdıklarında nasıl bir fayda sağlayabileceğinizi anlamaları esastır."

Ertuğrul Belen: "Az önce tanınırlıkla ilgili önemli konulara değindiniz. Peki, bir koç hangi özelliğiyle tanınmalı ve çevresine fayda sağlamalıdır?"

Zerrin Başer: "Koçlar için tanınırlık önemlidir. Tanınmak için her gün basında yer alabilirsiniz. Ancak asıl önemli olan neyle o haberde yer aldığınızdır.

Entelektüel belli bir kapasitesi olan ve yüksek bir bilinçle eğitimleri tamamlayan birisi koçluk yapabilir. Ancak iyi bir koç olmak için farklı zeka kapasitelerinin güçlü olması gerekir. Çünkü, odakta İNSAN vardır. İyi bir koç alan açabilmelidir. Yani burada, koçluk alan kişinin kendi potansiyelini ve sınırsız iç kaynaklarını keşfedebilmesi için gerekli alandan bahsediyoruz. Bir insanın koçuna açılabilmesi için, koçun Spiral Dinamikler’de* en azından yarım adım ileride olması gerekir.

Zerrin Başer'in liderliğinde NLP Master çalışmamı tamamlarken en etkilendiğim bölüm Spiral Dinamiklerdi. Zerrin Başer'in kurucusu olduğu Denge Merkezi'nin tanımıyla: İnsanlığın ve dünyanın gelişim süreçleri içerisinde insanın kendini, içinde bulunduğu sistemi, kültürü, durumu ve dünyayı fark etmesi açısından kullanılabilecek güçlü bir haritalama sistemidir.

Detaylar: http://www.dengemerkezi.com/spiral-dinamikler-nedir.html

Koç, insan potansiyelini geliştirmekte çok istekli olmalıdır.

Koçluk duruşunun, yaşamın her alanına yansıması gerekir. Yani koçun insan potansiyelini geliştirme arzusu, sadece koçluk alanları değil, tüm sevdiklerini ve diğer insanları da kapsamalıdır.

İnsanların esinlenebileceği biri olması gerekiyor.

Yaşam, küçük harfli "insan"dan büyük harfli "İNSAN"a yolculuktur. Bebekler saf doğuyorlar. Sonra yıllar içinde bir başka forma bürünüyorlar. Ortalama yaşamak bir seçimdir. Herkeste olan, o yüksek potansiyeli dışarı çıkarmayı arzulamak da bir seçimdir.  

İşte bunu yaparken networkler çok önemlidir. Çünkü insan onu çeken yere, o networklerle yönelir."

Ertuğrul Belen: "Biraz da koçluk sürecinden bahseder misiniz?"

Zerrin Başer: "Koçluk, kişinin gelişim yolculuğunda insanların kendilerine bir aynada bakabilmeleridir. Bu deneyim, bir koç eşliğinde 60 ila 90 dakika içerisinde bir proje, gelecek hayalleri veya gelişim üzerine odaklı düşünerek gerçekleşir.

Geçenlerde koçluk sürecine yeni başlayan biri "Koçluk, sadece dinlemek ve soru sormak değil mi?" diye bana sordu. Daha sonra süreçte ilerlerken "Hem dinlemek, hem de soru sormak ne kadar zormuş!" dedi.

Her insanda iz bırakma dürtüsü vardır. Çocuklar aslında bu güdünün meyvesidirler. Ancak her şey asıl hayata geldikten sonra başlar. O çocuğun dünyadaki temas ettiği her yer, dünyaya bıraktığı bir etkileşim olacaktır. Öyle ki, koçlukta bazen bir soruyla o ağ sisteminde sahip olduğumuzu unuttuğumuz bilgi ve deneyimi tetikleyerek bambaşka bir yola girilmesine sebep olabiliyoruz.

İşte, tam da bu noktada networking'le koçluğun gerçek anlamda örtüştüğüne inanıyorum."

Ertuğrul Belen: "Koçluk eğitimlerini tamamlayan ve bu alanda ilerlemek isteyen birisi, sizce nasıl networking yapmalıdır?"

Zerrin Başer: "Öncelikle iyi bir koç olmak için kararlılık olmazsa olmazdır.

Koç, kendine niş bir alan seçmelidir. Mesela kendi networküne (yöneticiler, kadınlar, gençler, vb.) dikkat ederek ilk adımı atması önemlidir.

Başlangıç çok önemlidir.

Koçluk bir çerçeve gibidir. ICF akreditasyonlu koçluk süreçlerinin başarıyla tamamlanmış olması gerekir. Ancak bu çerçevenin içini herkes kendi doldurabilmelidir: profesyoneller, gençler, girişimciler, sosyal sorumluluk projeleri, ekip çalışması gibi aklınıza ne geliyorsa…

O alanı seçmek, sonra da "Bu çerçeveye uyan doğrudan tanıdığım ya da arkadaşlarım vesilesiyle ulaşabileceğim kimler var?" diyerek ikinci adım atılmalıdır.

Size kimden referans geleceğini bilemezsiniz. O yüzden koçluğa başlarken güvendiğiniz tüm çevrenizle sohbet etmelisiniz.

Ayrıca "Kimlerle tanışırsam koçluk sürecini destekler?" diye gelecek odaklı düşünmek de gerekir. Bu doğrultuda, küçük sohbetlerle koçluk deneyimini paylaşmak destekleyici olur. Bu, ömür boyu devam eden bir süreçtir.

Mesela, geçen gün uçakta bir iş adamıyla tanıştım. Küçük sohbetimizde teknoloji alanında önemli yatırımları olduğunu öğrendim. Ancak koçlukla ilgili hiçbir bilgisi yoktu. Karşılıklı birbirimizi güncelledik.

Zerrin Başer, networking etkisiyle meyve toplamak kadar tohum ekmenin de öneminden bahsediyordu.

Networking, bir kablo döşemek gibi düşünüldüğünde, kalın olanlar hatırlanacak etkiyi bırakan ilişkiler olurdu. Tanınırlık ve etki bırakmak için kişinin çevresine yeni ufuklar açması gerekiyor. Buna aracılık etmek gerekiyor."

Ertuğrul Belen: "Halen erkeklerin çoğunluk olduğu bir iş dünyasında, CEO'sundan yöneticisine birçok erkeğin destek aldığı bir koçsunuz. Bunu nasıl başardınız?"

Zerrin Başer: "Geçmiş deneyimlerimde erkek ağırlıkta olan ortamlarda bulundum. Bu tarz takımlar yönettim. Kadın ya da erkekten önce konunun özüne odaklanmanın işin sırrı olduğunu düşünüyorum.

İkincisi, tarzıma ve duruşuma hep özen gösterdim. Bir kadın olarak bunun bir tık daha fazla olmasının önemli olduğunu düşünüyorum. Hep insanlara sunabileceklerime odaklandım. Sizin de paylaştığınız gibi bugün koçluğunu yaptığım Türkiye'deki birçok üst düzey yönetici erkek ağırlıktadır. Ancak benim gözümde sadece insanlar. İnsanları, kadın ya da erkek diye ayırmıyorum.

Bazen "Nasıl beni kabul ediyorlar?" diye ben de düşünüyorum. Profesyonelliğe ve işini iyi yapanlara odaklandıklarını görüyorum. Bilgi ve okumak çok önemlidir. Ancak bunların yaşama yansıdığı yerde deneyim kazanmak da bir o kadar değerlidir. Ne yapıyorsanız yapın, bilimsel ve deneyimsel dengenin önemli olduğuna inanıyorum."

Ertuğrul Belen: "Yeni İnsan isimli ortak yazarlığını yaptığınız bir kitabınız var. Dünya'nın hızlı bir değişimin içinde olduğunu gözlemliyorum. Bu süreçte yeni insan nasıl olmalıdır?"

Zerrin Başer: "Öncelikle, yeniye açık ve esnek olmalıdır. Esneklik olmadan hızlı değişime ayak uydurmak imkansızdır. Esneklik yoksa insanın önce psikolojisi sonra da fizyolojisi bozulur. Hastalık böyle gelir.

Yeni insan, dengeli ve iç hizasıyla yaşama kapasitesini ortaya çıkartabilmelidir. Yaşam amacı da önemlidir. Yaşam amacı olmadan mutsuzluk kaçınılmaz olur."

Ertuğrul Belen: "Sürekli yeni insanlarla tanışıyorsunuz. Onları nasıl hatırlıyorsunuz? Networking taktiklerinizden bahseder misiniz?"

Zerrin Başer: "Tanışırken hikayelerini sorarım. Bu, bazen adının anlamı olabilir. Bazen de yaşamın içinden bir deneyimleri olabilir. İnsanları bir özellikleriyle hatırlamaya ve eşleştirmeye çalışırım. İsim, görüntü ve hikayelerini birleştirmeye özen gösteririm. Genellikle, isimleri hatırlarım.

İnsan benim için çok önemlidir. Her insanın parmak izi gibi eşsiz olduğuna yürekten inanırım. Bu inanç, onları hatırlamamı destekler. İnsan, dikkat ettiğini hatırlar. Her insanı bir potansiyel olarak görmek, doğal bir merak doğurur. Kiminle nerede ne yaptığını değil, potansiyelini merak etmek değerlidir.

İnsan hep aynı networkün içinde kalıyorsa, alarm sinyalleri olabilir. Networkümü kurarken "Kendini geliştiren birisiyle miyim?" diye düşünürüm. Çünkü karşılıklı o kadar çok ağ atar ve birbirine bağlarsınız ki, işte böyle birlikte gelişirsiniz. İnsanın, neye ilgi duyarak kimlerle vakit geçireceğini sorgulaması gerekiyor. Bu da odaklı bir yaşam anlamına geliyor.

Diğer taraftan, yaşamın içerisinde karşılaştığım herkesi önemserim. Taksicilerle sohbet etmeye bayılırım. Ancak networkte odaklanmak farkı bir konudur. Bahsettiğim elitist bir yaklaşım değildir."

Ertuğrul Belen: "Koçluğun kurum içi networkü güçlendirdiğini gözlemliyorum. Sizce?"

Zerrin Başer: " Koçluk saf bir şekilde karşınızdaki insanı dinlemeyi öğretiyor. O zaman dinleyen duyuyor, dinlenen de anlaşıldığını hissediyor. Böyle bir ilişkinin yakınlık düzeyi değişiyor. Bu düzeyde konuşabilenler sorunların ne kadar çabuk çözüldüğünü fark ediyorlar. Bambaşka bir dinamik hayata geçiyor.

Çok yoğun takım koçluğu yapıyoruz. Aynı zamanda koçluk bakış açısıyla mentorluk programı yapıyoruz. Öğrenim karşılıklı oluyor. Bu programlarda, kurum içindeki farklı kuşakların dahi birbirlerini daha iyi anlayabildiklerini gözlemliyoruz."

Ertuğrul Belen: "NLP Master çalışmamı sizin liderliğinizde tamamlarken, hayatımızdaki engellerin üzerinde durmuştuk. Tam bu noktada, insanlara güvenmekten çekinen, hatta kendini içedönük değerlendirip, networking’den kaçanlara ne önerebilirsiniz? Bu korkunun üstesinden nasıl gelebilirler?"

Zerrin Başer: "Benim için güven, her insanın sabah uyandığında ayağını yere bastığı andır. Her sabah kalkıp dik durabiliyorsan, güven buradan başlar. Güven dışarıdan gelen ve eksilen bir olgu değildir. Güven, farkındalıkla ilgilidir.

İkincisi, insanlar çevresindekilere anlamlar yüklüyorlar. Pozisyonlara ya da yetkiye göre anlamlar yüklediklerinde sunabilecekleri bir şey olmadığını düşünebiliyorlar. Oysa “Ben bir adım atmalıyım. Ben de bir şeylere sahibim. Buradan hareketle neler olabilir?” demeleri gerekiyor.

Etiketleri sökerek hareket etmek gerekiyor. Çevremize sunabileceğimiz o kadar çok şey var ki! Sıcak bir tebessüm sunabilirim. Bazen o an, samimiyetle dinlemeyi sunabilirim. Sahip olduğum küçük gibi gözüken şeylerin büyük etkisi olabilir.

Yıllar önce biri bana "Kültürler arasındaki fark nedir?" diye sordu. Bunun yanıtını hep düşündüm. Dil, kültür ve yetiştirilme tarzlarımız farklıdır. Ancak hepimiz ortak noktada insanız. İnsanlık paydasında o kadar çok şeyimiz aynı ki… Karşımdaki insanla güvenin başlayacağı yer tam olarak burasıdır."