Loading...

CEO ve Lider Networking Röportajları - Dr. Selçuk Alimdar - BindHR CEO

Bugün, başarı bir takım oyunudur. İnovasyon da öyle. Üstelik bu takım oyunu sadece kurum içerisinde değildir. Kurum içi ve dışı takımların ahengiyle oluşan heterojen bir işbirliği gerekir. Dolayısıyla siz sadece kurumsal hafızayı korumakla uğraşan bir akademi değilseniz, dışarıdan çok iyi oyuncuları da yolculuğunuza dahil etmeniz gerekir. - Dr. Selçuk Alimdar, BindHR CEO

Ertuğrul Belen: Selçuk Alimdar için networking kelimesi ne ifade ediyor?

Dr. Selçuk Alimdar: Networking'in ne kadar önemli olduğunu Tofaş Akademi'nin başına geçtiğimde tam olarak anladım. Bu süreç öncesinde bilgimle, doğal ilişkilerimle, konferanslarda konuşmacı olarak ve eğitimler vererek nertworkümü bir noktaya getirmiştim. Ancak az kişiyle derin ilişkilere odaklanmıştım.

Tofaş Akademi sorumluluğum networking'e yeni anlamlar yüklememi sağladı. Ben, bilgiyi çoğunlukla kitaplardan ve online kaynaklardan elde ederdim. Ama networking'in sadece bir firma ve meslektaş tanımadan öte, önemli bir bilgi edinme aracı olduğunu idrak ettim. 

Dolayısıyla, bu yöneticilik pozisyonuna geçtiğim an itibarıyla bu kavrama son derece önem vermeye başladım. Aynı zamanda ekibimin de kendini bu alanda geliştirmesini teşvik ettim. Hatta Business Networking Akademi danışmanlığında sizinle Tofaş Akademi'nin networking süreçlerini oluşturduk. Akademi'nin yönetimi ve ekibinin network kurması, geliştirmesi ve sürdürmesini destekleyen kurumsal networking yazılımını hayata geçirdik.

Ertuğrul Belen: Networking farkındalığı ve kırılım noktası nasıl oluştu?

Dr. Selçuk Alimdar: Tofaş Akademi'ye geldiğimde bir vizyon tanımladık. Bu vizyon, öncü uygulamaları ve yenilikçi yöntemleri ile sürdürülebilir bir şekilde dünyadaki kurumsal akademilere ilham vermekti.

İnsanın üzerine büyük sorumluluk yükleyen bir vizyondu. Bir yandan da bizi çok heyecanlandırıyordu. Böyle bir vizyonu gerçekleştirebilmek için, en iyi çözüm ortaklarıyla çalışmalıydık. Dünya'daki en iyi uygulamaları takip edebilmemiz gerekiyordu. Bu da sadece online kaynaklardan sağlayabileceğimiz bir şey değildi. 

En iyi çözüm ortağı bulabilmeniz için yüzlerce çözüm ortağı ile görüşmüş olmanız gerekiyor. En iyi uygulamaları öğrenebilmeniz için yüzlerce meslektaşınızla irtibat halinde olmanız gerekiyor.

Dolayısıyla, networking bizim için çok değerli bir kaldıraç oldu. Dönüm noktasını böyle tanımlarım.

Ertuğrul Belen: "Online kaynaklar yeterli değil." dediniz. Açar mısınız?

Dr. Selçuk Alimdar: Internetten arayıp bulamayacağınız çok fazla bilgi var. Bunları doğrudan birinci derece kontaklarınızdan elde edebilirsiniz. Mesela yeni bir eğitim programını, eğitim şirketinin websitesinden bulabilirsiniz. Aynı eğitimin katılımcılarda bıraktığı etkiyiyse ancak konuşarak, gerçek deneyimlerinden öğrenebilirsiniz. 

Ertuğrul Belen: Yani, Google arama sonuçlarına henüz yansımayan bilgiler, birinci derece networkümüzün zihninde keşfedilmeyi bekliyor. Oraya güvenle uzanabilmek lazım. Peki ikinci ya da üçüncü derece kontakların etkisi bu süreçte nedir?

Dr. Selçuk Alimdar: Tabii ki sosyal medya platformlarında tanıdığınızın tanıdığına bir bağlantı daveti ile ulaşabilirsiniz. Ancak kritik bir bilgi etkileşimini sağlayacak güveni hemen inşa edemezsiniz. Sosyal ağ, ilişkiyi başlatan bir araç olabilir. Isındırıcı olabilir. Ondan sonra sizin mutlaka yüz yüze bir araya gelmeniz gerekiyor. Birbirinizi yakından tanımanız ve güvenin tesis edilmesi için yüz yüze görüşme şart!

Ertuğrul Belen: Sadece fiziksel yüz yüze görüşmeyi mi kastediyorsunuz?

Dr. Selçuk Alimdar: Fiziken ya da online, her ikisi de olur. İnsanın dost biriktirmesinin oldukça önemli olduğuna inanıyorum. Bu hayatınızı zenginleştiriyor.

Maalesef halen birçok profesyonel tarafından networking'in çıkarcı bir yaklaşım olarak algılandığını gözlemliyorum. Ben networking'i kazan-kazan odaklı bir dost kazanma sanatı olarak görüyorum. 

Özetle, okuyarak izleyerek öğreneceklerimizle, doğrudan çevremizden öğreneceklerimiz arasında büyük bir fark var. İkisi birbirini bütünlüyor. Okuyarak teorik bilgiyi elde ediyoruz. Birbirimizdense tecrübe edilmiş bilgiyi alıyoruz. 

Ertuğrul Belen: Networking'de kişisel tarzlar hakkında ne düşünüyorsunuz?

Dr. Selçuk Alimdar: İnsanlarla bağ kurmak ve onları önemsemek sosyal bir ihtiyaçtır. Ancak birbirimizden farklıyız. Bazı insanlar dışadönüktür. Diğerleri dışadönüklükle içedönüklüğün ortasındadır. 

Mesela dışadönük biri her gün birilerini arayabilir. Üstelik bundan ötürü mutlu oluyordur. Bu kadar dışadönük olmayan biriyse aynı sıklıkla aramayabilir. Aramak yerine mesaj atmayı tercih edebilir. Yani araçlar ve frekanslar değişebilir.

Ertuğrul Belen: Türkiye için bir ilk olan uluslararası ATD BEST dünya birinciliği ve CLO - Chief Learning Officer (altın) dereceleri sana ve ekibine atfedildi. 18000 kişinin eğitim ve gelişim ihtiyaçlarını karşılamak için 2000 kişilik bir eğitmen, danışman ve mentor ağı kurdunuz. Kurum içi ve dışını kapsayan böylesi bir ekosistemi oluşturmak nasıl bir deneyimdi?

Dr. Selçuk Alimdar: Öncelikle her bir ekip üyesinin networking iştahının yüksek olması ve bunu eyleme geçirmesi gerekiyordu. İlk hedefimiz bunu sağlamak oldu. Business Networking Akademi ile birlikte geliştirdiğimiz kurum içi networking yazılımıyla süreci oyunlaştırdık. Ekip ne kadar network geliştirdiği ve ilişkilerini zinde tuttuğuna göre liderlik panosunda değerlendirildiler. Bunun için de ödüllendirildiler.

Networking için teşvik mekanizması olması son derece önemli oldu. Bu çalışma iç müşterilerimizle düzenli toplantı yapılmasını da destekledi. Bu önemli bir adımdı ama enerjimizin büyük bir kısmını dış networke ayırdık. 

Kurum dışındaki networkümüze yerel ve global eğitim, danışmanlık ve teknoloji şirketleri gibi çözüm ortaklarını kattık. Bir yandan da sektörden bağımsız ulusal ve uluslararası meslektaşlardan oluşan networkümüzü kaliteyle büyüttük.

Herkes kendi networkünü güçlendirip ortak bir havuza kaydetti. Networkümüzü halka halka bir takım olarak hızla büyüttük. Temaslarımızı düzenli kaydetmek, ilişkilerimizi zinde tutmayı gerçek anlamda destekledi. Mesela bir ekip üyesi networkümüzdeki bir kişiye üç ay içerisinde bir mesaj attı ve hatır sordu. Yazılımdaki oyunlaştırma çerçevesinde puan alındı. Bir kişiyle oturup yüz yüze kahve içtiyse, daha yüksek bir puan aldı. Arka tarafta başarıyla işleyen bir algoritma oluşturduk. Bu şekilde 2000 kişilik bir işbirliği uzman networkü inşa ettik. 
 
Üstelik ekibin kendi network haritasını görselleştirebildiği bir alan da oluşturduk. Böylelikle hem meslektaşlarımız hem de çözüm ortaklarımızdan oluşan güçlü bir network oluştu. Bu vesileyle gelen yeni projeler ve işbirlikleriyle uluslararası ATD ödülüne layık görüldük. 

Bugün, başarı bir takım oyunudur. İnovasyon da öyle. Üstelik bu takım oyunu sadece kurum içerisinde değildir. Kurum içi ve dışı takımların ahengiyle oluşan heterojen bir işbirliği gerekir. Dolayısıyla siz sadece kurumsal hafızayı korumakla uğraşan bir akademi değilseniz, dışarıdan çok iyi oyuncuları da yolculuğunuza dahil etmeniz gerekir. 

Çok iyi oyuncuları bulabilmeniz basketboldaki "scouting" gibidir. En iyi oyunculara gidersiniz, ararsınız ve izlersiniz. Yetenek avcılığı yapmanız gerekir. Bu da yalnız başına yeterli değildir. Onlarla ilişkinizi zinde tutmanız ve sizinle çalışma iştahını da artırmanız şarttır. 

Ertuğrul Belen: Çalışmanızın niyeti; kişileri hedeflemek yerine, kazan-kazan işbirliklerine odaklanmaktı. Yine de "Networking hedefleri koymak samimi değil! Doğallığı bozar." gibi bir önyargıyı nasıl yıktınız?  

Dr. Selçuk Alimdar: Networking bizim iş hedeflerimize hizmet ediyordu. Bu önemli bir kaldıraçtı. Her zaman yakın vadede networking'in sonucunu elde edemeyebilirsiniz. Dolayısıyla öncelikle networking kavramını bir yetkinlik olarak tanımladık. Akademideki her çalışan üzerinde taşınan bu yetkinlik, performans değerlendirilmesinin de bir parçası oldu. 

Genelde ekiplerin performansı sadece "Lag Measure" (nihai metrik) dediğimiz "doğrudan" kriterlerle değerlendiriliyorlar. Mesela satış ekibindeki profesyonel kaç adet satış yaptı? Ne kadar ciroya ulaştı? Oysa, networking o başarıya giden en önemli "Lead Measure" (taşıyıcı metrik) yani "dolaylı" araçtır. Araçların etkisini ölçmek kolay olmadığı için genelde arka planda bırakılırlar. Hedefleri çok, araçları az takımlar oluşur. O zaman, başarı tamamen şansa bırakılmış olur.

İşte, genellikle kişisel insiyatife bırakılan networking kavramına, net bir yetkinlik çerçevesi getirdik. Üstelik kazandıkları bu yetkinlik, ekibin uzun vadeli kariyerini de destekliyordu. Kısa süre içerisinde mevcut çözüm ortaklarıyla işbirlikleri artmaya başladı. İşbirliği hedeflerimiz doğrultusunda, yeni iş ortakları da aramıza katıldı. Tüm bunlar iç müşterilerimizin eğitim ve gelişim deneyim ve memnuniyeti artırdı. 

Ertuğrul Belen: Kurucusu olduğunuz BindHR şirketini konuşabilir miyiz? İçinde güçlü bir networking elementi olduğunu gözlemliyorum.

Dr. Selçuk Alimdar: BindHR tamamen bir networking modeli üzerine kuruldu. Hayalim, İnsan Kaynakları sektörünün daha etkili, daha başarılı çözümler üretebilmesini kolaylaştırmak.

Bu vesileyle, çalışanların daha mutlu olduğu, organizasyonların daha etkili olduğu bir dünyaya katkı sağlamayı hedefliyoruz. Bilgi sahibi olduğunuz alanlar var. Güçlü yanlarınız var. Dünyada kitlelerin de birçok ihtiyacı var. Bu üç alanı ortak paydada buluşturduğunuz zaman güçlü bir etki oluşturmanız çok daha kolay bir hale gelir.  Böyle bakacak olursak, benim sektörde geliştirdiğim derin deneyimlerim vardı. Networking'in getirdiği bir güç vardı. İK sektörünü yakından tanıyordum. İnovasyon konusunda eğitmen ve danışmanlık yapmıştım. Bir yandan da dünyada bir ihtiyaç vardı: İK profesyonellerinin daha etkili çözümler geliştirebilmesi, daha mutlu çalışanları olan, refaha sahip organizasyonlar olabilmesi.

Bunların hepsini birleştirdiğimizde bir Pazar yeri çözümü doğdu. Birçok girişimci gibi zamanında yaşadığım bir dert, iş fikrimin temellerini oluşturdu. Akademide çalışırken problemim "En iyi çözüm ortağını nasıl hızlı bulurum ve 18 bin kişilik organizasyonun ilgili ekibiyle nasıl buluşturabilirim." idi. BindHR öncesi nasıl ilerliyorduk? Google kullanıyorduk. Arkadaş ve meslektaş tavsiyesi alıyorduk. Aslında tesadüfe bağlı bir network kuruyorduk. 

Etkili iş ortaklarıyla ilişkileri sürdürürken, her dönemin en iyisini, yenisini, farklısını ve alternatiflerini araştırmamız gerekiyor. İşte BindHR bu noktada devreye giriyor. BindHR.com üzerinden şirketlerin İK'ları yeni iş ortaklarıyla tanışma, ürünlerini ve referanslarını hızlı ve etkili inceleme imkanına ücretsiz sahip oluyorlar. 

Özetle BindHR, İK profesyonelleriyle hizmet sağlayıcıları bir araya getiriyor.

Ertuğrul Belen: İK departmanının ideal hizmet sağlayıcı networkünden bahseder misiniz?

Dr. Selçuk Alimdar: BindHR her ölçekte kurumun İK departmanının tüm satın alma hizmet kalemlerini ve ilgili çözüm ortağı networkünü kapsıyor. 

Örnek vermek gerekirse, bir işe alım ve işveren markası departmanı; Headhunter, toplu işe alım, outplacement, İngilizce seviye tespiti ve genel yetenek testi ister. İşveren markası danışmanı ister. Üniversitelerle ilişkileri yönetecek ajans ister. Sosyal medya ajansı ister. Vesaire... Örnekler artırılabilir.

Bir organizasyonel gelişim departmanı ne ister? Süreç yönetimi, organizasyon tasarımı, altı sigma, çalışan deneyimi, inovasyon, dijitalleşme gibi alanlarda danışmanlık ister. 

Eğitim departmanı eğitimci, konuşmacı, koç, mentor, eğitim tasarımcısı, eğitim tanıtım ve animasyon üreten şirket ister. 

20 yıla yaklaşan İK deneyimim doğrultusunda, bir İK departmanının isteyebileceği 150 kategori tespit ettim. Şu an BindHR'da bunların hepsi tanımlı. Bu bağlamda hizmet sağlayıcılar hizmetlerini konumlayabiliyorlar. 

Ertuğrul Belen: Aslında BindHR'ın sadece kategorilerini incelemek dahi bir İK profesyoneline İK Network Haritasını çıkarabilmesi için fayda sağlayacaktır.

Dr. Selçuk Alimdar: Aynen! BindHR sadece tedarikçi bulmak için değil. Networkünü genişletmek, başka kurumların ne tip projeler yaptığını öğrenmek, sektördeki farklı hizmetleri öğrenmek gibi faydaları da var. Dolayısıyla bir İK profesyoneli sektörel bilgisini artırırken mesleki gelişmeleri de takip edebilecek. Elbette BindHR blogundan teknik kazanımları da olacaktır.

Ertuğrul Belen: BindHR online bir platform olarak hayata geçti. Gelecekte üyeler arası buluşmalar yapmayı düşünüyor musunuz?

Dr. Selçuk Alimdar: Evet. Şu an aslında BindHR'ın minimum değer yaratacak sürümü hayata geçti. Oysa ürün yol haritasında daha bir sene boyunca hayata geçecek diğer özellikler tanımlandı. İK profesyonellerinin hayatını kolaylaştıracak konular adım adım zamanı gelince hayata geçecek.

Hatta, BindHR'ı globalde hayata geçirip bu alanda öncü olmayı hedefliyoruz. 

Ertuğrul Belen: İş yetkinliklerinin yanı sıra, farklı sosyal ve kültürel alanlarda kendinizi geliştirdiğinizi biliyorum. Başarınızda bunların etkisi var mı?

Dr. Selçuk Alimdar: Beni bugüne getiren en önemli şey öğrenme merakım. Sadece eğitimden anlayan bir akademi yöneticisi olsaydım, bugüne asla gelemezdim. Dolayısıyla geniş ilgi alanım beni bugüne taşıdı. 

Çok çeşitli işlerle ilgilendim: Yağlı boya, gravür ve serigrafi gibi plastik sanatlar, diksiyon ve hitabet, fotoğrafçılık, video prodüksiyon, görsel tasarım, kullanıcı deneyimi tasarımı, mimari diyebilirim.

Müzisyenim ve müzikoloğum. Sahne performanslarım var. 26 yıldır ney üflüyorum. Biraz çello çalıyorum. Bunlar hem kendimi gerçekleştirme noktasında beni besliyor, hem de yaratıcılığımı artırıyor. Osmanlı'da Batı Müziği (Türkiye İş Bankası Yayınları - 2016) kitabını yayınladım.

Aynı zamanda sosyoloğum. Bunun dışında psikoloji ve psikiyatri ile ilgileniyorum. Yönetici ve takım koçuyum. 15 yıldır eğitim veriyorum. 

Teknolojiye son derece meraklıyım. İlk benimseyicilerden biri olduğumu düşünüyorum. İlkleri denemek zordur. Bilgi edinmek için daha fazla çabalamanız gerekir. Bu da size deneyim olarak geri döner.

Elbette bunları hayatımın farklı dönemlerinde odaklanarak hayata geçirdim. Ancak şunu çok net söyleyebilirim: 20 - 35 yaş arasında analitik tarafım baskınken, 35'ten sonra buna ilaveten yukarıda saydığım alanlar yaratıcılığımı geliştirdi.

Mesela yeni bir akademi oluşturulacaksa, farklı disiplinlerin ahenk içerisinde bir arada çalışması gerekiyor. Benim de tüm alanları iyi anlamam gerekiyor. Bir akademi binası yapılacaksa mimariyi iyi bilmek gerekiyor. Etkinlik yapılacaksa etkinlik yönetimini anlamak gerekiyor. Bir teknolojiden faydalanılacaksa yazılımcı olmasanız da temel mantığını bilmek gerekiyor. Bir katalog hazırlanacaksa bir grafiker gibi görsel tasarım bilmek gerekiyor. Bu ve bunun gibi bilgilere sahip olmak kaliteyi kontrol edebilmenizi ve daha bütünsel deneyimler yaşatabilmenizi sağlıyor.

Ertuğrul Belen: Bilenler bazen çok "bilmiş" olabiliyorlar. Bilgiye çok değer veren biri olarak bu konudaki tespitiniz nedir?

Dr. Selçuk Alimdar: Şahsen öğrendikçe, daha fazla kişiyle ortak noktalar bulduğumu keşfettim. İnsana ket vuran ve potansiyelinin ortaya çıkmasını engelleyen bir numaralı faktör, insanın nefsidir. Modern tabiriyle egosudur. Egonu ne kadar kontrol altına alabilirsen, gelişimini o kadar devam ettirebilirsin. Bunları en iyi ben biliyorum dediğin an, bittiğin andır. Bugün üst düzey yöneticilerin de bir numaralı engeli yine budur. Ben birini dinlerken acaba ondan ne öğrenebilirim diye bakıyorum. Ne kadar kötü olduğuna ya da kusurlarına bakmıyorum. Oysa, deneyimlerimden kimin ne olduğunu hızlı bir şekilde anlayabiliyorum. Ancak kusur aramanın bana bir faydası yok. İşte bu yüzden ne öğrenebilirim diye bakıyorum. 

Ertuğrul Belen: Güncel bir vaka paylaşabilir misiniz?

Dr. Selçuk Alimdar: Mesela çok hata yaptığını düşündüğüm bir eğitmen vardı. Eğitimine girdim. Neleri hatalı yaptığının izleyiciler üzerinde nasıl etkiye yol açtığını anlayarak öğrenmeye çalıştım. Yani, kendi bakış açımı iyileştirme fırsatım oldu. Özetle bakış açınız yapıcıysa, kötü örnekler de iyi bir öğrenme deneyimi oluverirler.

Ertuğrul Belen: Networking için sosyal ağların kullanılmasını nasıl görüyorsunuz? Özellikle LinkedIn?

Dr. Selçuk Alimdar: Bence, istisnalar haricinde toplum olarak ilişki geliştirme konusunda yeterince motivasyonumuz yok (tabi referansla bir makama gelme (nepotizm) hariç). Mesela bir konferansa gittiğinizde daha önceden tanışık olanlar birlikte vakit geçirir. "Yeni birileriyle tanışayım, bir şey öğrenirim, yeni bir ilişki kurarım, arkadaşım olur." iştahımızın çok zayıf olduğunu düşünüyorum. 

Bu doğrultuda, networking'e de kaliteli bir zaman ayrılmıyor. Bu davranış doğal olarak LinkedIn kullanımına yansıyor. Yani, LinkedIn’in İK profesyonelleri tarafında işe alım, diğer çalışanlardaysa iş arama aracı olarak kullandığını görüyorum. 

Ertuğrul Belen: İyi networking için...  Tamamlar mısın?

Dr. Selçuk Alimdar: Cömertçe bilgi paylaşmak lazım. Hatta "Bilgi en iyi öğrettiğinde öğretilir." denir. Bilgiye sahip olmanın en üst mertebesi onu öğretebiliyor olmaktır. Bilgi paylaşma konusunda çok cömert oldum. Yıllar içerisinde hep konferanslar, seminerler, eğitimler ve diğer etkinliklerdeki meslektaşlarla bilgi paylaştım. Sorularına yüz yüze ve online'da sürekli geri dönüş yaptım. 

Yetkinlik ve bilgi paylaşma çerçevesinde güçlü bir network kurduğumu düşünüyorum. En önemli araçlarımdan biri LinkedIn oldu diyebilirim. 

Ertuğrul Belen: LinkedIn'deki networkünüzün haricinde, çevresi sizin gibi çok geniş birisi ilişkilerini nasıl sürdürüyor?

Dr. Selçuk Alimdar: Konuları çok hızlı kişilerle eşleştirebiliyorum. Mesela bir kitap okuyorum "Bunun üzerine Mehmet çalışıyordu." deyip, nasıl olduğunu merak ediyorum ve hemen arıyorum. Hatırını soruyorum. Ona faydası olabilecek bilgileri paylaşıyorum. 

Ertuğrul Belen: Kurumsal akademilerdeki profesyonellerle son söz niteliğindeki networking tavsiyelerinizi paylaşır mısınız?

Dr. Selçuk Alimdar: Başarı ve inovasyon takım oyunudur. Üstelik sadece kurum içi ortaklarla ulaşılabilecek bir başarı değildir. Dolayısıyla kurum içi kadar kurum dışındaki networkü geliştirmeye bilinçli bir vakit ayırmak gerekir. 

İK profesyonellerine kendi işleri dışında mutlaka başka meşguliyetler ve hobiler edinmelerini öneriyorum. Bunlar özellikle yaratıcılığı geliştirmek için önemlidir. Bugün icat ve inovasyon dediğimiz sıfırdan yaratıcılık değildir. İlhamdır. İşte ne kadar farklı nesneye maruz kalır ve insanlarla tanışırsanız, o kadar çok beyninize çağrışım gelir. Böylece bilinçaltınızdan yukarı doğru fikirler gelir. Bu fikirlerin gelebilmesi için çok fazla görgüye sahip olmak lazım. Multi-disipliner görgüye sahip olmak önemlidir. Ve dingin zamana da çok ihtiyaç var. Bilinçaltı dingin zamanlarınızda harekete geçer. Bilinçaltından bilince geçişler inovatif fikirlerin ta kendisidir. Bu sebeple projelere erken başlamak ve bilinçaltının depolanmasına fırsat vermek gerekiyor. 

Dr. Selçuk Alimdar Hakkında
1977’de Almanya’da doğdu. İstanbul Üniversitesi Sosyoloji, Yeditepe MBA ve İTÜ Müzikoloji doktora programlarını tamamladı. Yapı Kredi, Aria, Avea, Türk Telekom ve Tofaş’ta müşteri hizmetleri, pazarlama-satış, insan kaynakları alanlarında görev aldı. Son 15 yılda insan kaynaklarında işe alım, ücretlendirme, bütçe, satın alma, organizasyonel gelişim, İK IT projeleri, çeviklik, çalışan deneyimi, eğitim ve gelişim tecrübeleri edindi. 

Avea’da Türkiye’nin ilk çalışan deneyimi tasarımı programını yönetti. Yine Türkiye’nin ilk çeviklik mükemmellik merkezini İK altında kurdu. En son liderlik ettiği Tofaş Akademi, 2018’de dünyanın en prestijli kurumsal üniversite ödülü olan ATD BEST listesinde Türkiye’den ilk dünya birincisi unvanını kazandı. Liderlik ettiği çeviklik ve eğitim-gelişim projeleri 39 uluslararası ödülle taçlandırıldı. Alimdar 2019’da Stevie for Great Employers tarafından Chief Learning Officer of the Year seçildi.

Adler International’ın Profesyonel Koçluk, CRR Global’ın ORSC, Erickson’un Takım Koçluğu, AoEC’in Sistemik Takım Koçluğu, Lewis Deep Democracy’nin Derin Demokrasi ve Transaksiyonel Analiz Enstitüsü’nün TA eğitim programlarını tamamlayan Alimdar ACC unvanına sahiptir. Ayrıca dünyada en üst seviye sertifika olarak görülen PSM III (Professional Scrum Master) ve PSPO I’e (Professional Scrum Product Owner) sahiptir.

Alimdar’ın Prens Dimitrie Cantemir, Karmaşıklık Dünyasında Organizasyon ve Scrum Kılavuzu başlıklı çeviri eserlerinin yanı sıra Osmanlı’da Batı Müziği başlıklı telif eseri bulunuyor. Alimdar aynı zamanda ney üflüyor, çello çalıyor ve ok atıyor. Evli ve bir çocuk babasıdır.

Selçuk Alimdar şu an Adler Central Europe’ta çeviklik eğitimcisi, bindHR’da kurucu ortak ve CEO, Selçuk Alimdar Danışmanlık’ta eğitim, danışmanlık, koçluk ve fasilitasyon hizmetleri veriyor.

Dr. Selçuk Alimdar: https://www.linkedin.com/in/selcukalimdar/