Loading...

CEO ve Lider Networking Röportajları - Dr. İlker Özbay - Pensa İlaç - Genel Müdür

İnsan bir yerde kendini iyi ve güvende hissederken, bir başka yerde öyle hissetmeyebilir. Eğer bilinçli, değer ve güven odaklı bir çevre oluşturursak, konuşurken çekinmeye ya da diplomatik olmaya gerek kalmaz. - Dr. İlker Özbay, Pensa İlaç CEO

Ertuğrul Belen: Networking sizin için ne anlam ifade ediyor?

Dr. İlker Özbay: Güven! Networking, insanın kendisini daha rahat ifade edebilmesi için oluşturduğu profesyonel ve sosyal çevredir. 

İnsan bir yerde kendini iyi ve güvende hissederken, bir başka yerde öyle hissetmeyebilir. Eğer bilinçli, değer ve güven odaklı bir çevre oluşturursak, konuşurken çekinmeye ya da diplomatik olmaya gerek kalmaz.

Ertuğrul Belen: Siz bunu nasıl başarıyorsunuz?

Dr. İlker Özbay: Güvenli sosyal ortamı hem kendim hem de çevrem için oluşturmayı önemsiyorum. Arkadaşlarımı sık sık bir araya getirmeyi seviyorum. Hatta, onları tanıştırdıktan sonra ben olmadan da görüşmelerine mutlu oluyorum.

Bu arada, "sürekli birileriyle tanışayım" gibi bir yaklaşımım yok. Birbirini tanıyan ve yakın insanların olduğu ortamları önemserim. Böylelikle, tanışmalar da tanıştırmalar da doğal olur.

Ertuğrul Belen: İki arkadaşını tanıştırıp, "Yahu, benden daha çok niye görüşüyorlar? Arkadaşımı kaptı!" diye hayıflananlar olabiliyor. Siz tam aksini söylüyorsunuz. Neden?

Dr. İlker Özbay: Bu duyguları ortaokulda bıraktım. 

Gülüyoruz. Devam ediyor...

Benden daha sık görüşüyorlarsa, benden daha iyi anlaşmış olabilirler. Tanıştırmalarda önemli olan vesile olmaktır. Yarışmaya döndürmeye gerek yok. Nereye gideceğini düşünmeden çevreme destek olmayı önemsiyorum. İşte bu, beni mutlu ediyor.

Ertuğrul Belen: Bu bakış açısının gelişmesinde hayatınızda en çok ne etkili oldu?

Dr. İlker Özbay: İş dünyası etkili oldu. İletişim ve etkileşimle her şeyi daha iyi yönetebileceğimi anladım. İş dünyasında ayrılıklar olabiliyor. Ancak arkadaş ya da dostlukların, iş ya da projelerin sonlanmasıyla bitmemesi gerekiyor. İş dünyasında ilişki sürekliliğinin böyle olabileceğine inanıyorum. 

Ertuğrul Belen: Networking'de sürekliliği sağlamak büyük emek istiyor. Değil mi?

Dr. İlker Özbay: Aslında sizin sürdürülebilir olmanız, ilişkilerin sürdürülebilirliğiyle başlıyor. Yani yaptığınız hareketler, davranışlar ve kişiliğinizin bir koordinatı olması gerekiyor. Çevrenizde sizi tanıyan farklı insanlara hakkınızda bir soru sorulduğunda, cevaplarının birbirine yakın ya da aynı olması etki yaratıyor: güvenilir, yardımsever, vb. 

Ertuğrul Belen: Networking ve kişisel itibarı nasıl ilişkilendirirsiniz?

Dr. İlker Özbay: Networking'de kişisel itibar, çevrenizdeki her bir kişide yıllar içerisinde bıraktığınız ya da bırakamadığınız izlerin toplamıdır.

Ertuğrul Belen: Etkileyici bir tespit. Detaylandırır mısınız?

Dr. İlker Özbay: Merkezinde kendinizin olduğu ve sizden dışarı doğru konumlanmış dört halka hayal edin. Her halkada hayatınızdan insanlar var. Diyelim ki bir haksızlığa uğradınız. Kurduğunuz bağa göre her halkanın farklı tepkiler verdiğini gözlemliyorum:

Merkeze yani size en yakın birinci halkadakiler, bir olay olduğunda ilk konuştuğunuz ve danıştığınız insanlar oldukları için sizi can kulağıyla dinliyorlar. Siz "bana destek olun" demeden onlar ne yapabileceklerini düşünüyorlar. Hatta başkalarının hakkınızda yanlış konuştuklarını yakalarlarsa, adınıza düzeltmeye dahi çalışıyorlar. 

İkinci halka, tanıştığınız ve belki de birlikte çalışırken bağ kuramadığınız kişilerden oluşuyor. Temasta olduklarınız, başınıza gelen olay karşısında şaşırıyor ve üzülüyorlar. Üzüldüklerini de ifade ediyorlar. 

Üçüncü halkadakiler aslında sizi tanımıyorlar. Sadece biliyorlar. Olaylar karşısında bu halka tehlikelidir. Kulaktan duyma ve kişisel konularla olayları büyütebiliyorlar. Bu kalabalık, olumsuz bir durum karşısında genellikle çok konuşuyor. 

Dördüncü halkadakiler ise hayatınızda etkisi olan ancak farkında olmadığınız potansiyel çevrenizden oluşuyor.

Bu durumu fark ettiğim ilk günden itibaren birinci halkamın güçlü olmasını önemsiyorum. 

Ertuğrul Belen: İkinci halkadan birinci halkaya geçilmesi için ne gerekiyor?

Dr. İlker Özbay: Bu bir kulüp değil!

Uzunca gülüyoruz.

Temel kriterin herkes için aynı olduğunu düşünüyorum:

Ortak noktaların olması aynı frekansı sağlar. 

İkinci halka için çevrenizin sizin için efor sarf etmesini beklemek yerine sizin onlara gidip "Bir konudaki tavsiyeni rica ediyorum." demeniz bile yeterli olabiliyor. Çünkü o zaman fark ediyorsunuz ki, aslında hep birinci halkandaydılar ancak siz görmemişsiniz. 

Ertuğrul Belen: İnsanlara kolay güvenebiliyor musunuz?

Dr. İlker Özbay: Siz yürekten "sana güveniyorum" sinyali verdiğinizde, karşı taraf da otomatik olarak size yaklaşıyor. Tabii ki birine güvenmenin riskleri var. Ancak bu konuya çok kafa yormanın sıkıntılı olduğunu düşünüyorum. Çünkü o zaman sürekli hareketlerinizi kontrol etmek zorunda kalırsınız. İşte bu, insanı mutsuz eder. Ayrıca, gereğinden fazla dikkatli olduğunuz için kişisel duvarlarınız çevrenizle bağ kurmanıza izin vermez. 

Özetle, sizi iyi tanıyanlarla kozanızı oluşturun. Kozanın içindeyseniz güvendesiniz. Çünkü, "her ortamda hep güvende olacağım" bakış açısı gerçekçi ve doğru değildir.

Ertuğrul Belen: Büyük bir networkünüz olduğunu biliyorum. İlişkilerinizi nasıl sürdürüyorsunuz?

Dr. İlker Özbay: Çevremin Instagram, LinkedIn veya Facebook hesapları varsa mutlaka takip ediyorum. Hatta yorum da yapıyorum. Çevremi dönemsel olarak sebepsiz arıyorum. Beş dakika bile olsa sohbet ediyorum. "Var mı bir istediğin, sesini duymak istedim." diyorum. 

Ertuğrul Belen: Şirket içinde ve ekipler arasındaki networking ile ilgili ne düşünüyorsunuz?

Dr. İlker Özbay: Benim için "Kurum-içi Networking" herhangi bir konuyla ilgili kişilerin kendiliğinden bir araya gelip, pozitif iletişimle çözüm bulmalarıdır. 

Ertuğrul Belen: Sektöre yeni katılan profesyoneller ve gençler için networking tavsiyeniz ne olurdu?

Dr. İlker Özbay: Önce tanıştıkları herkesi bir yere kayıt etsinler. Sonra bu ilişkilerini bir yöntemle birbirine bağlamayı, yani etkili tanıştırmalar yapmayı denesinler. Son olarak, oluşturdukları değerli ağı güncel tutmak için çok emek versinler. Elbette, tüm bunları yaparken kendilerini ve yetkinliklerini sürekli geliştirsinler.

Ertuğrul Belen: Daiichi Sankyo CEO'luğunuz döneminde tanışmıştık. O zamandan beri değerli gelişmeler oldu. Paylaşabilir misiniz?

Dr. İlker Özbay: Daiichi Sankyo görevini tamamladıktan sonra ilaç sektöründe bir ortak işletme girişimim oldu. Yaklaşık bir buçuk sene süren bu ortaklıkta mevcut bir ilaç firmasına üç yeni reçeteli ürün getirerek ortaklık yaptım. Daha sonra hisselerimi devrederek yeniden profesyonel hayata dönüş yaptım. 

Şu an bir İspanyol ilaç şirketi olan Pensa Pharma’nın Türkiye şirketinin yerli sermaye tarafından satın alınması sonucu oluşan Pensa İlaç Genel Müdürlüğü'nü yapıyorum.

Şirketin yeniden yapılanmasını gerçekleştirme şansını bulduğum bu işimi çok severek yapıyorum. Pensa İlaççalışan sayısını kısa sürede üç katına, ürün sayısınıysa iki katına çıkardık. Mart ayı ile başlayan evden çalışma döneminde, 20'nin üzerinde başlıkta eğitimi uzaktan veriyoruz. Toplantılarımızı dijital ortamda yapıyoruz ve bu süreci verimli geçiriyoruz. Bir an önce kaldığımız yerden işimizi büyütmeyi dört gözle bekliyorum.

Dr. İlker Özbay: https://www.linkedin.com/in/ilkerozbay/